Emeğin simülasyonu!

Emeğin simülasyonu!

Emek sinemasının yıkılması imgenin büyülü gücünü koruyabilen bir sinemadan vazgeçmek demek!

2010 Kültür Başkenti olan İstanbul’da önce Alkazar’ın kapanması, Yeni Rüya’nın Mayıs’ta sinemaseverlere veda edecek olması, Sinepop’un geleceğinin belirsizliği ve Emek sinemasının kapanması sonucu ortaya çıkan kitlesel karşı çıkış aslında sinemayı sadece bir eğlence olarak gören neoliberal anlayışa karşı çıkmak anlamını taşıyor.

Alışveriş merkezlerindeki küçücük cep sinemaları sinemanın kendisinin artık gerçeğin tam bir simulakrı olduğunun göstergesidir. Bu tür ultra-süper-mega lakaplı sinemalarda gerçeğin kusurlu izini asla göremezsiniz, tıpkı artık filmlerin de hepsinin Baudrillard’ın söylediği gibi “ iyi” olmasına benzer şekilde her şey yerli yerindedir: Dolby sistem ses düzeni, geniş ve rahat koltuklar, istediğiniz her şeyi tüketebileceğiniz cafeler, dijital barkotlu biletler, üç boyut vs. “Sinema hipergerçek, teknik olarak üst düzey ve etkili (performant) hale gelmiştir. Bütün filmler “iyi”dir, en azından düşük kaliteli olduklarını hiçbir biçimde söyleyemezsiniz, ama herhangi bir inandırıcılık öğesini bağdaştırmada başarısızdırlar. Sinema temel olarak sonsuzluğa, formel ve boş, tanımlanamaz mükemmelliğe doğru gerilemekte gibidir.” Böylesi bir yerden bakıldığında Emek Sineması’nı yıkmak isteyenlerin sinemaya “pis, kirli, eski teknolojiye sahip” gibi eleştiriler getirmesi anlaşılabilir. Sonuçta Emek, adı dahil her şeyiyle eski kusurlu gerçekliğimizi hatırlatmaktadır hipergerçekler dünyasında birilerine.

Yapılmak istenen emeğin simülasyonudur. Emek kavramı artık özgün toplumsal ilişkilere yol açan, özgün bir tarihsel “praxis” olma özelliğini yitirmiştir Baudrillard’a göre, üretime dair bir terim olan ‘emek’in sinemasına da ihtiyaç yoktur artık, tüketim kültürünün vazgeçilmezi, alışveriş merkezlerindeki cep salonlarıdır yapılması gereken.  Zaten uygulanması düşünülen projede kopya Emek sinemasının altında on tane multiplex AVM tipi sinema salonu bulunmakta ve bu sinemalar büyük bir alışveriş merkezi içerisinde yer alıyorlar. Bu tür salonlarda gösterilen filmler giderek sinema olma özelliğini yitirmektedir çünkü gerçeğin yerini almaya çalışmaktadırlar, “Gerçek giderek sinemayı yok ederken; sinema da giderek gerçeği yok etmektedir. Bu olay her ikisinin de özgünlüklerini yitirmelerine yol açan bir tür karşılıklı kan alış verişi işlemine benzemektedir.”  Bu tür sinema ile onu izledikten sonra çıkılan hayat aynı AVM içinde yapılan iki etkinlikten ibarettir. Film izledikten sonra çıktığınız sokak köpeklerinin, sokak müzisyenlerinin olduğu çok sesli bir alan olamaz, neyi nerde bulacağınızı bildiğiniz, birbirinin kopyası steril mekânlara açılır yeni dünyanın sinemaları. Dolayısıyla çoktan anlamını yitirmiş emek kavramı gibi ülkenin tarihine tanıklık edecek yaştaki bir sinema da hiper gerçeklikteki kapanması gereken bir çatlak olmaktadır.

Amaçlanan Emek Sineması’nın bir kopyasının yapılmasıdır. Gerçek Emek ile kopyası değiş tokuş edilmek istenmektedir, “her şeyin her şeyle değiş tokuş edilebildiği bir dünyada değerin hiçbir anlam ifade etmediği söylenebilir.” Öyleyse bize sinemanın çeşitliliğini ve hikâyelerini, bunları bir ritüel halinde kalabalık içerisinde yapma imkânı verecek (875 koltukludur Emek) bir mekanı hatırlatacak her şey tedavülden kaldırılmalıdır. Bunu yaparken nesneyi (burada sinemayı) yok etmek değil de sözde daha iyisini yaparak hipergerçek haline getirmek yolu seçilmektedir.

Baudrillard’ın, Pompidou Kültür Merkezi üzerine eleştirel okumasında belirttiği gibi “var olma metodu”na dönüşen tüketim sürecinde simge olmaya çalışarak lükslük ve parlaklık kategorilerinde birbirleriyle yarışan yüksek ofis blokları ve kültürel merkezler, ‘yeni küresel dünya düzeni’ni mekansallaştırmaktalar.” Oysa Siegfried Kracauer’in “mekansal imgelerin, toplumun düşleri“ olduğu sözüne kulak vermek ve ortak düşlerimize sahip çıkmak önemlidir. Bu bağlamda sinemanın benzediği hayatın bize dayatılan hipergerçek fragmanlardan ibaret olmadığını kanıtlayan büyülü mekanlardan biridir Emek.

Bu konuda lütfen ziyaret edin, imza verin: http://www.emeksinemasiniyasatalim.org/

1 person likes this post.
Bu yazıyı paylaş!
[Facebook] [Google] [MySpace] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Windows Live] [Email]
Creative Commons License
This work, unless otherwise expressly stated, is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.

İlgili olabilecek yazılar:

  1. Fuera de la fabrica otra fabrica
  2. 100 Yıl Önce Alice Harikalar Diyarında
  3. Atlas 21.30
  4. Sallanan Kameranın Gerçekçiliği: [Rec] 2
  5. Melodrama övgü

Yazar Hakkında